2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin Tümü Üzerine Genel Kurul Konuşmamız

2025 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin Tümü Üzerine Genel Kurul Konuşmamız

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;

Yüce Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

2025 yılı bütçemizin, milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bütçe çalışmalarına katkı veren bakanlıklarımıza, komisyonumuza ve kurumlarımıza teşekkür ediyorum.

Bütçemiz uluslararası sistemin küresel sınamalar karşısında etkisiz kaldığı,  Türkiye’mizin ise bir taraftan global konjektürün getirdiği olumsuzluklar ile mücadele ettiği, bir taraftan geçirmiş olduğu deprem felaketinin yaralarını sardığı, diğer taraftan ise özellikle son 22 yıldır ortaya koyduğu kalkınma performansını devam ettirme çabasında bulunduğu bir dönemde,  Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzün şüphesiz önemli bir adımını teşkil edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,

Uluslararası sistemin gerek hemen güneyimizde yaşanmış olan Suriye krizinde, gerek Ukrayna-Rusya savaşında, gerekse de Filistin’de Siyonist İsrail yönetimi tarafından kardeşlerimize uygulanan soykırım sürecinde ortaya koyduğu zafiyet ortadadır. Bu sistemin ve içinde bulunduğumuz coğrafyanın önemli gelişmelere ve değişimlere gebe olduğunu hepimiz görüyoruz.

Ne mutlu bizlere ki, böyle kritik bir sürece bizler Türkiye olarak sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, on yılların ihmali olan altyapı eksiklerini tamamlamış ve yıllar boyunca yük olmuş kronik problemlerini büyük ölçüde çözmüş bir ülke olarak giriyoruz. Ancak her şeyden önemlisi, biz bu sürece birilerinin ısrarla dayattığı öğretilmiş çaresizlik kıskacından çıkmış,  küresel ölçekte iddia sahibi olan,  bölgemizde ve dünyada hakkaniyeti savunan bir ülke olarak giriyoruz.

Değerli milletvekilleri,

İçinde bulunduğumuz süreç aynı zamanda dünya çapında yeni teknoloji alanlarının da doğduğu, daha da önemlisi yeni bir teknoloji kültürünün inşa edildiği bir dönem olacaktır…

İnsanlık tarihinde teknoloji her daim toplumları ve devletleri etkilemiştir. Ancak günümüzde teknolojik platformlar, hayatımıza önemli katkı sağlamanın yanında, ortaya koydukları kullanım kültürleriyle, toplumları, her boyutuyla çok daha sert bir biçimde şekillendirmeye başlamışlardır.

Teknoloji sadece nasıl kullanıldığıyla değil, aynı zamanda daha en baştan nasıl tasarlandığıyla, hangi felsefeyle hayata geçirildiğiyle, hangi ticari modellerle işletildiğiyle toplumları etkilemektedir. Yanlış iş modelleri, yanlış ticari beklentiler, insanlığın zaaflarını suistimale son derece yatkın, monopolist ve acımasız dijital faşizm örneklerini ortaya koyabilmektedir.

İlk ortaya çıktığında dünyanın bir çok bölgesinde demokratikleşme ümitlerinin yeşermesine sebep olan internet teknolojilerinin dahi, yanlış iş modelleriyle ülkemiz dahil olmak üzere dünyanın hemen tümünde dezenfermasyon ve dijital faşizm furyalarına alet olması bunun güncel örneklerinden biridir. Yine İsrail’in soykırımda yapay zeka teknolojilerini aktif bir şekilde kullandığına ilişkin kamuoyuna yansıyan tespitler de ileriye yönelik olarak endişe vericidir.

Değerli milletvekilleri,

Şunu da görüyoruz ki, hayatlarımıza bu denli yoğun bir şekilde dokunan teknolojik gelişimlerin geleceğe yönelik istikametleri noktasında, henüz tam bir netlik oluşmamıştır.  Bir taraftan blokzincir ve benzeri merkeziyetsiz teknolojilerin, diğer taraftan bulut bilişim gibi merkeziyetçi yaklaşımların geliştirildiği, bir diğer taraftan ise Yapay Zeka platformlarının etkinleşmeye başladığı bir geçiş dönemindeyiz.

Özellikle yapay zeka alanı önemli tartışmalara şahit olmakta.

Bu teknolojilerinin doğru tasarlandığı zaman toplumlara verimlilik anlamında olumlu etki edebileceğini, katma değerli yeni meslekler üretebileceğini, sahtekarlık ve dezenfermasyon ile mücadelede önemli bir araç olacağını, sanat ve edebiyat gibi alanların kuvvetlenmesini sağlayabileceğini görüyoruz. Ancak yanlış tasarımlarla, hakkaniyetsiz iş modelleriyle bu teknolojiler önyargı ve ayrımcılığın artmasına, münevverlik, entellektüellik gibi toplumsal beklentilerimizin irtifa kaybetmesine neden olabilecektir.

Dolayısıyla İçinde bulunduğumuz bu süreç, dünya çapında sadece siyasi, sadece ekonomik, sadece diplomatik değil,  aynı zamanda teknolojik yol ayrımlarının da bulunduğu kritik bir dönemdir.

Ve bu dönemde yeni teknoloji alanlarındaki gelişmelerin de daha en baştan hakkaniyetli bir doğrultuda ilerletilmesi dünya çapında önemli bir gereksinimdir.

Bizler inanıyoruz ki, küresel siyasi konjektürdeki çalkantıları, Türkiye Yüzyılı söylemiyle fırsata dönüştüren ve daha adil bir dünyanın mücadelesini veren Türkiye’miz, dijital dünyadaki bu kırılım sürecini de Dijitalin Yüzyılı bakışıyla fırsata çevirecek ve yepyeni -hakkaniyeti temel alan- teknoloji paradigmalarını ortaya koyacaktır. 

Türkiye bu süreçte, sadece teknolojiyi etkin kullanmakla kalmayacak, ve hatta teknoloji geliştirmekle de yetinmeyecek, bunların ötesinde beyannamemizde, vizyon belgelerimizde belirttiğimiz üzere özellikle yeni gelişen alanlarda kendi teknoloji kültürünü geliştirecek, kendi platformlarını ortaya koyacak, kendi iş modellerini inşa edecek ve bu şekilde 2053 vizyonu çerçevesinde insan ve çevre odaklı dijitalleşme yaklaşımı ile  “Adil Teknoloji”yi hayata geçirecektir.

Değerli milletvekilleri,

Bu hedef elbette iddialı bir hedeftir, ve bu hedef elbette Türkiye’ye her daim küçük roller yakıştıran bazı zihinler için hayali bir hedeftir.

Ancak, bizler biliyoruz ki Türkiye medeniyet birikimiyle, yenilikçi iş kültürüyle, ve her şeyden önemlisi teknofest gençliğiyle bu hedefe koşabilecek bir ülkedir.

Bakınız, daha geçtiğimiz haftalarda dünya havacılık tarihinde bir ilki Türkiye gerçekleştirdi. Bir SİHA ilk defa olarak kısa pisti olan bir yüzer platforma- Anadolu gemimize- iniş yapabildi. Sadece bu gelişme bile, Türkiye’nin artık rutin bir teknoloji geliştiricisi olmanın ötesinde, bir paradigma belirleyicisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye’mizi bu günlere getirmek ve geleceğin teknolojik atılımlarına hazırlamak   noktasında, geçtiğimiz süreçte Sn. Cumhurbaşkanımız liderliğinde son derece sistematik bir çalışmayı hayata geçirdik. Bir Taraftan AR-GE harcamalarının millî gelirimizdeki payını yüzde 1,4’ün üzerine çıkardık… Bir taraftan AR-GE personeli sayımızı 29 binden 291 bine yükselttik…. Girişimcilerimizi destekledik, tüm yurdu üniversitelerle ve teknoparklarla donattık. Gençlerimizin bu inovasyon havasını solumaları, özgüven yükseltmeleri ve bu alanlarda kendilerini yetiştirmeleri için her türlü altyapı ve organizasyonla onların yanında olduk.

Gerçekten çok mesafe aldık…

Sınai mülkiyet portföyümüzü yirmi iki yılda 93 binden 2 milyona çıkardık. İlk yerli ve millî haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı uzaya gönderdik. Avrupa Komisyonu tarafından ortaya konduğu gibi, E-devlet uygulamaları performansında AB ortalamasını geride bıraktık. Birleşmiş Milletler Global Siber Güvenlik Endeksi’nde ise Almanya, Fransa gibi ülkelerle birlikte “Rol Model Ülke” kategorisinde yer aldık. Yerli akıllı cihazımız TOGG bazılarının aksine beklentilerine rağmen, yollarımızda yerini almış ve önemli bir markamız haline gelmiş durumdadır.

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

Bu önemli atılımları maalesef uçak parçasını kalorifer peteği zanneden birileri göremiyor, bu vizyonun değerini maalesef video konferans sistemini yüksek teknoloji zanneden birileri kavrayamıyor.  Ancak gençlerimiz bu atılımları net olarak görüyor. Gençlerimiz neyi hedeflediğimizi anlıyor. Gençlerimiz geleceğin Türkiye’sinin Teknolojiyi yönlendiren, paradigma koyucu bir ülke olacağını da biliyor. Gençlerimiz, biz burada bu konuşmaları yaparken dahi, ülkenin dört bir yanında teknoloji merkezlerinde harıl harıl çalışıyor.

Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teknoloji yatırım programlarıyla,   ulusal yapay zeka stratejimizle, siber güvenlik stratejimizle, milli uzay programımızla, ve benzeri bir çok yol haritamızla, dijital alanları hakkaniyetli bir şekilde regüle eden yasal düzenlemelerle, dijital egemenliğini kabul ettirmiş bir Türkiye hedefine koşmaya devam edeceğiz. 

Yüksek katma değerli üretimin, Türkiye’nin AR- GE ve yenilikçilik kapasitesinin, çevresel sürdürülebilirliğin, yeşil ve dijital ekonomiye geçiş yönünde teknolojik dönüşümün bütçesi olan 2025 yılı bütçemizin hayırlar getirmesini temenni ediyorum.